Tinnitus yani kulak çınlaması çoğunlukla sebebin tespit edilemediği, bazı kişiler için oldukça yıpratıcı olabilen ve sık görülen bir semptomdur.

Karmaşık bir patofizyolojiye sahip olan kulak çınlamasını bir seans manipülasyon/kayropraksi ile tedavi etmek, somatik yani kas-iskelet sistemi kaynaklı tinnitusta dahi mümkün değildir. Bazı durumlarda birkaç dakika veya saat süren kısa süreli rahatlama olabilir; sosyal medyada görülen videolarda bu durum çoğunlukla hastaları ikna etmek için kullanılmaktadır.

Endikasyon, kontrendikasyon ve olası olumsuz sonuçlar dikkate alınmadan, ruhsatı olmayan yerlerde ve hekim olmayan kişilerce yapılan bu uygulamalar hastalarda maddi kayba ve hayal kırıklığına neden olabilir.

Tinnitus tedavisinde esas olan, ayrıntılı değerlendirme ile olası risk faktörlerini tespit ederek bütüncül bir yaklaşımla tedavi uygulamaktır.

Ayrıntılı fizik muayene bulguları ile MR görüntülerinin birbiri ile tam olarak uyumlu olması koşulu ile;

Nörolojik defisit/kayıp (bacaklarda güçsüzlük, mesane/barsak problemi) olması,

Cerrahi dışı tedavilere rağmen şikayetlerinizin günlük yaşam aktivitelerinizi bozacak şekilde 8-12 hafta devam etmesi durumunda cerrahi tedavi uygulanabilir.

NOT: Ağrınızın esas veya tek sebebi bel fıtığı olmayabilir!

Günlük pratiğimizde; 10-20 yıl öncesine göre çocuk ve gençlerde daha fazla BEL AĞRISI görmeye başladık...

Çocuk ve gençlerde teknoloji/ekran (TV, bilgisayar, tablet, telefon) bağımlılığı birçok kas-iskelet sistemi probleminin gelişimine davetiye çıkartmakta...

NOT: Uzun süre sabit ve kötü postürde oturma (özellikle kaykılarak oturma) içeren aktiviteler; arka bacak kas gruplarında (Hamstring) kısalığa/gerginliğe neden olarak, bel ağrısı riskini oldukça artırmakta!

Hastalarımdan rica ediyorum; Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı olarak benden kendinize veya yakınlarınıza ait MR rapor ve/veya CD’lere bakmamı istemeyiniz.

Anlayışınız için teşekkür ederim.

Not: MR hiçbir zaman fizik muayenenin yerini alamaz. Sadece MR ile tanı konulmasını istiyorsanız bir Radyoloji Uzmanı ile görüşebilirsiniz.

• Bu modern çağda günde 8-10 saat hatta daha fazla oturuyoruz.
• Çoğu insan bu sürenin önemli bir kısmında bacak bacak üstüne atarak oturmakta.
• Birçoğumuz bu şekilde ve ne kadar süre oturduğumuzun farkında bile değiliz! (bu metni okurken bile bacak bacak üstünde oturuyor olabilirsiniz)
• Sosyal faktörler, rahatlık ve en önemlisi alışkanlık gereği bir bacağımızı veya ayağımızı diğer bacağın üzerine atarak oturmaktayız.

• Eklemler üzerinde artmış stres/yük ve kaslarda gerginlik bel, sırt ve boyun dahil omurga ağrılarına; kalça ve diz ağrısına; postür bozukluğuna neden olabilir.

Sinirler üzerine etkisi

• Uzun süre bacak bacak üstüne atarak oturmak; dizin arkasında bulunan peroneal sinir üzerine baskı uygulayarak bacak ve ayaklarda geçici uyuşmaya; nadiren de kalıcı hasara neden olabilir.

Damarlar üzerine etkisi

• Bir bacağınızı diğerinin üzerine koyduğunuzda, kalbe kan pompalayan ve geri döndüren damarlarınıza baskı uygularsınız.
• Kan pıhtısı, yüksek tansiyon ve varisli damarlar açısından daha büyük risk altında olabilirsiniz.

Sperm üretimi üzerine etkisi

• Bacak bacak üstüne atarak oturmak erkeklerde kasık sıcaklığını 3-4 derece artırmakta.
• Araştırmalar, normalden yüksek sıcaklıkların sperm sayısını ve kalitesini düşürebileceğini gösteriyor.

Nasıl oturmalısınız?

• Çoğu zaman düşünmeden, bilinçsizce ve otomatik olarak yaptığımız bacak bacak üstüne atarak oturma alışkanlığından kurtulmak kolay değildir.

• Vücudumuza verdiği zararları öğrenmenin bu kötü alışkanlığı bırakmada size yardımcı olacağını düşünüyorum.

• Bir fincan kahve içmekten daha uzun süre bu şekilde oturmayınız!

• Kısa bir süre için bacak bacak üstüne atmanız gerekiyorsa sağ bacağı sol üzerine ve sol bacağı sağ üzerine eşit sürelerde oturunuz.

Nasıl oturmalısınız?
İdeal oturma şekli

• Kalçalarınız ve dizlerinizi 90 dereceye yakın ve ayaklarınızı yere düz basacak şekilde oturunuz.

• Ağırlığınız kalçanın her iki kemiğine eşit şekilde verilmelidir.

• Masanız veya sandalyeniz çok yüksekse dizlerinizi desteklemek için ayak dayama yeri kullanabilirsiniz. Sandalyeniz yeterli desteği sağlamıyorsa, belinizi desteklemek için yastık kullanabilirsiniz.

• En kritik nokta, her saat başı en az bir kez oturmaya ara verip harekete geçmeyi unutmamak!

Felsefe, alınan eğitim ve değerlendirme yöntemleri açısından bazı farklılıklar mevcuttur.

Ancak; kas-iskelet sistemi problemlerinde amaç temelinde bir fark yoktur; tedavi teknikleri benzerdir.

• Düşünce, duygu, davranış, karakter ve fiziksel özelliklerimiz nasıl farklıysa; ağrıyı algılama şeklimiz de oldukça farklıdır ve daima kişiye özeldir.

• Ağrı deneyimi, biyopsikososyal faktörlerin karmaşık etkileşiminden etkilenen subjektif bir olgudur.

• Tokalaşma esnasında elinizin biraz sertçe sıkılması; birinizde sıkıntı yaratmazken, diğerinizde ağrılı olabilir; bir başka ifade ile ağrı biri için sadece rahatsızlık verirken, diğeri için katıksız bir ıstırap olabilir!

Ağrı Eşiği ve Ağrı Toleransı Nedir?

• Ağrı eşiği, kişinin bir uyaranı ağrılı olarak algılamaya veya hissetmeye başladığı en düşük yoğunluğu ifade eder.

• Ağrı toleransı, bir kişinin tolere edebileceği veya dayanabileceği maksimum/en büyük ağrı miktarı veya düzeyidir.

• Birçok ağrısı olan hastamın “aslında benim ağrı eşiğim çok iyidir” derken kastettiği esasen ağrı toleransıdır.

• Ağrı eşiği kişiler arasında nispeten farklılık gösterebilmekle birlikte; asıl fark ağrı toleransı düzeyindedir.

• Klinik açıdan; ağrı toleransı, ağrı eşiğinden daha önemlidir ve potansiyel olarak daha fazla kontrol edilebilir.

Ağrı Eşiği ve Ağrı Toleransını olumsuz etkileyen/azaltan faktörler nelerdir?

• Genetik
• Yorgunluk
• Öfke, korku
• Stres
• Anksiyete
• Depresyon
• Kadın cinsiyet
• Uyku bozukluğu
• Fiziksel aktivite azlığı
• İlaçlar
• Kronik hastalıklar
• Hava durumu

Kişinin ağrıyı algılama düzeyi hayatının farklı zamanlarında farklı olabilir.

Ağrı Eşiği ve Ağrı Toleransını değiştirmek mümkün mü?

Yapılan araştırmalar ve deneyimlerimiz bunun mümkün olduğunu gösteriyor...

Genetik ve cinsiyet hariç ağrı eşiği ve toleransına olumsuz katkıda bulunan faktörler azaltılabilir veya ortadan kaldırılabilirse ağrılar azalacaktır!

Vitamin D eksikliği belirtileri:

Uyku bozukluğu, bilişsel işlevlerde azalma, saç kaybı, ruh hali değişiklikleri, sık enfeksiyon, kas ağrısı, kalp sorunları/yüksek tansiyon, eklem ağrısı, aşırı yeme-kilo alımı, kemik ağrısı, osteoporoz, yorgunluk.

Son yıllarda daha fazla olmak üzere birçok insan kendi kendine boynunu “hızlı ve ani olarak hareket ettirerek” kütletmekte (self-manipülasyon) ve bu alışkanlığı çocuk yaşlarda dahi görmekteyiz.

Kendi kendine boyun kütletmek güvenli mi?

Boyundaki anatomik yapılar ve bunların sağlığımız için önemi dikkate alındığında, boyun kütletme alışkanlığı parmak çıtlatma alışkanlığına benzemez; bu şekilde omurganızın sağlığını riske atıyor olabilirsiniz.

Not:
Boynumuzda omur adı verilen yedi kemik bulunur. Bu kemikler, faset eklemler adı verilen ve başınızı hareket ettirmenize yardımcı olan küçük eklemlerle birbirine bağlanır. Boynunuzu hızlı ve ani olarak hareket ettirdiğinizde ortaya çıkan ses (kütletme) bu eklemlerden kaynaklanır.

Kişinin kendi boynunu kütletme ihtiyacı, potansiyel olarak altta yatan bir sorunun, bir başka ifade ile bir şeylerin ters gittiğinin işaretidir.

Boyun ağrısı ve sertliği varlığında boyunu kütletmek, ihtiyaç duyulan rahatlamayı sağlayabilir ve bu durum size cazip gelebilir, ancak bu rahatlama çoğunlukla kısa sürelidir ve altta yatan soruna çözüm getirmez.

Bu kısa süreli rahatlamayı tekrar elde etmek için farkında olmadan gün boyu defalarca boyun kütletme ihtiyacı duyabilirsiniz (alışkanlık); kendinizi uzun vadeli bir iyileşmenin olmadığı kötü bir kısır döngünün içinde bulursunuz.

Belli bir süre sonra elde ettiğiniz kısa süreli rahatlamayı bile göremeyebilirsiniz.

Bu kötü alışkanlığın bizzat kendisi başlı başına bir hastalıktır (Aşırı Manipülasyon Sendromu).

Kendi Kendine Boyun Kütletmenin Olası Riskleri

Yanlış eklemi hedefleme potansiyeli; bir eklem kısıtlı olduğunda, hem altındaki hem de üstündeki eklemler, kısıtlı eklemdeki sınırlı hareketi telafi etmek için daha fazla hareket eder (hipermobilite).

Boynunuzu kütlettiğinizde çoğunlukla kısıtlı ve problemli eklemin üstündeki veya altındaki daha hareketli olan eklemleri hareket ettirmiş/kütletmiş olursunuz. Bu durum gelecekte potansiyel eklem sorunlarına yol açabilir.

Kendi kendine kütletmede boyun yapılarına uygulanan dengesiz ve aşırı kuvvetler kas, eklem, sinir ve damarlarda travma etkisi yaratabilir.

Mevcut rahatsızlığınızı daha da kötüleştirebilir.

Eklem kapsülü ve bağlarda gevşeme/hasar; omurga stabilitesinde azalma ve kronik ağrı ile sonuçlanır; daha önce kütletme ile elde ettiğiniz kısa süreli rahatlamayı görememenizin en önemli nedenidir!

Fıtık

Sinir kökü ve omurilik hasarı; radikülopati, miyelopati

Baş dönmesi / vertigo

Baş ağrısı

Kulak çınlaması

Damar hasarı / vertebral arter diseksiyonu; boynunuzdaki kan damarları zarar görebilir (yırtılabilir), bu da potansiyel olarak tehlikeli kan pıhtılaşmasına ve felce neden olabilir.

Özellikle aşağıdaki durumlarda olmak üzere boyun kütletmek potansiyel olarak tehlikelidir:

Boynunu kütletmek için ellerinizi kullanıyorsanız

Boynunuzu her gün veya günde birkaç kez kütletiyorsanız

Kütletmede yüksek bir ses duyarsanız

Kütletme esnasında ağrı hissederseniz

Kütletme sonrası rahatlama kısa bir süre sonra geçiyor ve ağrı tekrar başlıyorsa

Omurganızda osteoartrit / kireçlenme varsa

Boynunuzda ciddi bir fıtık varsa

Fizik Tedavi hekiminin boyuna uyguladığı manipülasyon ile kendi kendine kütletme (self-manipülasyon) arasındaki fark nedir?

Hekim tanı ve ayırıcı tanı için hastayı muayene ve gerekirse görüntüleme/laboratuvar yöntemleri ile ayrıntılı olarak değerlendirir.

Manipülasyon gerekliliği (endikasyon) olup olmadığını tespit eder.

Manipülasyon yapılmaması gereken durumlar (kontrendikasyonlar) ekarte edilir.

Hastanın yaşı ve genel sağlık durumu dikkate alınarak problemli boyun eklemi veya eklemlerine yönelik manipülasyon uygulamasını (en uygun tekniği) gerçekleştirir.

Boynunuzu kütletme alışkanlığınız var ve bu alışkanlığı bırakamıyorsanız hekiminize başvurunuz...

Tedavi:

Öncelikli olarak boyun kütletme alışkanlığınıza neden olan problemlerinizi tespit etmek için ayrıntılı değerlendirme yapılır.

Eklem disfonksiyonunuz varsa kontrendikasyonları da dikkate alarak manipülasyon dahil manuel tedavi uygulanır (her gün değil!; 5 ila 7 günde bir).

Bu kötü alışkanlığı tamamıyla ortadan kaldırmak için günlük yaşam aktiviteleri düzenlenir (doğru duruş/postür); uygun bir egzersiz programı planlanır.

Özetle;

Kendi kendine boyun kütletmek geçici bir rahatlama sağlamakla birlikte, uzun vadede kolaylıkla ciddi travmaya ve kalıcı hasara yol açabilir; bu kötü alışkanlık bir bakıma ayna olmadan kendi saçınızı kesmeye çalışmak gibidir!

Boynunuzu kütleterek anlık bir rahatlama sağlamaya çalışmak ve olası riskleri almak yerine, değerlendirme için hekiminize görünmelisiniz.

Bu kötü alışkanlığın tehlikeleri konusunda çocuklar dahil olmak üzere daha fazla farkındalığa ihtiyaç olduğu bir gerçektir.

Bu paylaşımı okuyanların çevresinde de bir farkındalık yaratmasını ümit ediyorum.

Sağlığınızın bir varış noktası değil, yaşam boyu bir yolculuk olduğunu unutmayınız...

NOT:

Tıp literatüründe, uygulamayı basitleştiren ve magazinsel bir boyuta taşıyan “kütletme” tabiri kullanılmamaktadır!

Hekim olmayan kişilerce sosyal medyada bu isimlendirme çok fazla kullanıldığı ve insanlar arasında da bu isimlendirmenin bilinirliği fazla olduğu için, konunun daha anlaşılır olması için bu paylaşımda “kütletme” tabiri kullanılmıştır.

Doğru isimlendirme MANİPÜLASYON olup, manuel tedavi yöntemlerinden bir tanesidir.

• Başınızı hareket ettirdiğinizde boyundan ses gelmesi oldukça yaygın bir durumdur.

• Bazı insanlar ayda birkaç kez bu sesi duyarken, diğerleri bunu her gün hatta gün boyunca çoğu boyun hareketinde yaşayabilir.

• Sadece boyunda değil omuz, diz gibi eklemlerde de ses duymak mümkündür.

• Oldukça hareketli bir yapıya sahip olması ve kulağa olan yakınlığı nedeni ile bu sesler boyunda daha fazla ve daha yüksek olarak duyulur veya hissedilir.

• Boyun hareketi ile ses oluşumunu her yaşta yaşayabilseniz de yaşlandıkça görülme olasılığı artar.

Nedenleri Nelerdir?

Boyun sesleri birçok farklı durumdan kaynaklanabilir; ancak en yaygın 3 nedeni şunlardır:

📌 Boyun Eklemlerindeki Basınç Değişiklikleri

📌 Kemik Etrafında Bağ/Ligament veya Tendon Hareketleri

📌 Bitişik kemiklerin birbirine sürtünmesi

• Boyunda ses oluşumuna bu faktörlerden herhangi biri neden olabilir veya bazı durumlarda bunların veya diğer faktörlerin bir kombinasyonu olabilir.

Boyun Eklemlerindeki Basınç Değişiklikleri

• Boynumuzda 7 adet omur ve herbir omur arasında da ikişer adet eklem (faset eklem) bulunur.

• Ani/hızlı boyun hareketleri bu küçük eklemlerde basınç değişikliğine; gaz kabarcıklarının oluşumuna neden olur; bu kabarcıkların patlaması ise bir ses oluşturur (kavitasyon).

• Bu "parmak eklemlerinizi çıtlatmak" ile aynı şeydir.

• Manuel tedavi yöntemlerinden "manipülasyon" ile ses çıkma mekanizması da aynıdır.

Kemik Etrafında Bağ veya Tendon Hareketleri

• Boyun bölgesindeki kemikler ve/veya birbirinin üzerinde hareket ederken/kayarken bağ (kemikleri birbirine bağlayan doku) ve/veya tendonlar (kasları kemiklere bağlayan doku) da (gitar teli gibi) ses oluşturabilir.

• Bunun nedeni kaslarımızın ve dokularımızın çok gergin olması veya yaşlandıkça daha az elastik hale gelmesi olabilir.

• Bu sesin karakteristik özelliği hemen hemen her aynı hareketi yaptığınızda ortaya çıkmasıdır.

Bitişik Kemiklerin Birbirine Sürtünmesi

• Eklemlerdeki kıkırdak, kemiklerinizin birbiri üzerinde rahatça kaymasına yardımcı olur.

• Ancak özellikle yaşlandıkça koruyucu olan kıkırdak hasar görebilir veya yıpranabilir (faset eklem osteoartriti/boyun kireçlenmesi).

• Bu olduğunda kemikler birbirine sürtünür ve boyun hareketleri esnasında ses/krepitasyon oluşur.

• Genellikle boynunuzu her hareket ettirdiğinizde meydana gelir, kaybolmaz ve aslında zamanla daha belirgin hale gelir.

• Bunun ilerleyen boyun kireçlenmesinin başlangıcı veya belirtisi olması kuvvetle muhtemeldir.

• Bu durum normal yaşlanma süreciyle birlikte yavaş yavaş ortaya çıkabileceği gibi, boyun yaralanması söz konusuysa daha da hızlanabilir.

• Bu ses, omurlar arasında daha az yastıklamayla sonuçlanan disk dejenerasyonu nedeniyle de meydana gelebilir.

• Tipik olarak sese ağrı ve kısıtlı boyun hareketi eşlik eder.

Ciddi Bir Şey midir, Endişelenmeli miyim?

• Boyundan ses gelmesi birçok insan için kesinlikle endişe verici olabilir; özellikle de bunun neden olduğunu bilmediklerinde...

• Ancak bu ses tek başına genellikle ciddi bir duruma işaret etmez.

• Boyun hareketleri ile ara sıra ses duyulması yaygın ve çoğunlukla zararsız olmakla birlikte;

• kronik veya tekrarlayan tarzda ses varlığında ve
• sese aşağıda belirtilen durumlar eşlik ettiğinde
• altta yatan ciddi bir soruna işaret edebilir, bu nedenle hekiminize başvurmanızı öneririm!

Tedavi Edilebilir mi?

• Yaşam tarzı modifikasyonları/boynun doğru kullanımı
• Egzersiz
• Manuel Tedavi ile bu sesleri hem önlemek hem de tedavi etmek mümkündür.

• Boyun hareketleri ile ses oluşan çoğu kişi herhangi bir ağrı veya rahatsızlık hissetmez ancak sesleri kötü veya tehlikeli bir durumla ilişkilendirir.

• Bu olumsuz düşünceler, kendisinde ciddi yapısal bir hasar olduğundan endişe etmesine; çok fazla hareket veya aktivitenin şikayetini daha da kötüleştireceğini varsayarak davranışlarını değiştirmesine sebep olabilir ve bu kişiler nihayetinde boyun hareketlerini sınırlayabilirler.

• Boynunuzu esnek ve güçlü tutmak, boyun kaslarınızı ve eklemlerinizi sağlıklı tutmak için yapabileceğiniz en iyi şeydir.